BMW X6 2008’de Yollarda

BMW’nin 2008 yılında piyasaya süreceği yeni modeli X6, gerçekten de X5’i aratmayacağa benziyor. Bu yeni modelde aracın tavanı sanki bir coupe havasına bürünmüş gibi şekillenerek B sütunundan itibaren aşağıya doğru kavisleniyor ve arkada stop lambalarıyla birleşiyor. Araç boyut olarak küçük olsa kesinlikle farklı bir segmente dahil edilebilirdi şayet, kaba bir jip havası X6’da kesinlikle yok. Daha çok rahatını seven ve gösterişli bir araba isteyen ve aynı zamanda her arazide gidebilecek ve sürüş esnasında diğer araçlara tepeden bakmayı seven kişilerin rağbet edeceği bir araç. BMW mühendisleri yine bir modeline fark katmayı başarıyor ve 1 serisinin bayık bakışları ile imajını biraz olsun çizdiren fakat artık sert bakışlarını koruyan bir yapıya bürünmüş görünüyor.X3’ün agresif çizgileri ve derin hava girişleri bu modelde biraz daha yumuşatılarak kullanılmış.
Dış Hatlar:

İç Görünüm:

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı ERKAM EVLER yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, BMW X6 2008’de Yollarda başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Yeşil Enerji: Biyogaz

Bu yazıda enerji türlerini, ülkemize ve bütün insanlığa etkisini ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan biyogazlar hakkında temel bilgileri, ülkemizin biyogaz konusunda nerede olduğunu bulacaksınız.

Hayatta aklınıza gelen herşeyle ilgili bir kavram varsa o da enerjidir. Enerji olmadan hiçbirşey meydana gelmez. Sadece varlığı da yeterli değildir “gerekli enerji” kavramını hepimiz duymuşuzdur. Bir hareketin gerçekleşebilmesi için sürtünme kuvvetini, dengeleyici kuvvetleri yenecek belirli bir enerji vardır ya da bir kimyasal reaksiyonun gerçekleşmesi için gereken aktivasyon enerjisi vardır. Yani sandalyeden kalkmanız için bile belirli bir enerji sınırından fazlasına sahip olmalısınız. Aslında sandalyede oturmak için dahi bu durum geçerli.Enerjinin önemini günlük yaşantımızdaki bu örneklerle anlatabiliriz. Ama enerji şüphesiz büyük boyutlarda çok daha önemli etkilere sahip. Şehrinizde kullanılan enerji kaynakları şehrinizdeki havanın kalitesini, bitki örtüsünü etkiler. Ülkenizdeki enerji yatırımları üretim maliyetlerini, ürün fiyatlarını, çalışanların maaşlarını kısacası ülke ekonomisine etki eder. Şehirden başladık, ülkeye geçtik peki ya ülke sınırlarını kaldırdığımızda ortaya çıkan insanlık? Enerji insanlığı nasıl etkiler? Şüphesiz enerjinin bilinçsiz kullanımından ortaya çıkan en büyük tahribat insanlığı vuruyor. Şehrinizin havasından, ülkenizdeki işçi maaşlarından öte dünyamızı geri dönüşü bir şekilde kaybediyoruz. Peki ama neden?

Bu kaybın sebebini anlamak için sorundan kaynağa doğru gitmeliyiz. Enerjinin yanlış kaynaklardan edinilmesi veya yanlış kullanılması sebebiyle ortaya çıkan en büyük sorun küresel ısınma ve enerji kaynaklarının tükenmesi. Hayatta çok önemli olan enerjinin kaynakları maalesef sınırsız değil. Şöyle dersek daha doğru olur; dünyada şu anda kullanımı yaygın olan enerji kaynakları sınırsız değil. Misal verecek olursak, petrol ve türevleri, doğalgaz sınırlı. Fakat güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, gel-git enerjisi, biyogaz enerjisi sınırsız. İşin garibi sınırsız enerji kaynaklarının çevreye zararı, sınırlı enerji kaynaklarınkınkinden çok daha az. Yani biz hem sınırlı olanlara göre teknolojiler üretiyoruz hem de en zararlısına göre.

Bu kaynakların dışında maliyeti yüksek, gelişmiş teknoloji ve nitelikli uzmanlar gerektiren enerji kaynağı da mevcut. Ülkemizin gündemine yeni yeni girmeye başlayan nükleer enerji. Çernobil faciasından etkilenen halkımızın, bu enerji türüne sıcak baktığını söyleyemeyiz elbet. Fakat bunun yanında nükleer enerjinin de enine boyuna yararlarının zararlarının tartışıldığını söylemek mümkün değil.

Enerjiyi, etkilerini ve kaynaklarından sonra yazımıza konu olan ve fazlaca bilinmeyen bir enerji kaynağı olan biyogaz enerjisi ile tanışalım.

Ana hatlarıyla bir biyogaz üretim tesisi

Biyogazla tanıştığınızda “hadi canım” diyeceksiniz.Çünkü biyogazlar temel bir teknoloji ile, bitkisel-hayvansal artıklardan diğer kaynaklarla eşdeğer enerji üretmenizi sağlar. Yani hem artıklarınızdan kurtulacaksınız hem de enerji üreteceksiniz. Dahası üretimden kalan değişmiş hammadde sıvı gübre olarak tarımda kullanılabiliyor, üretilen biyogazın kullanımı için halihazırda kullandığınız teknolojinizi değiştirmenize gerek kalmıyor. Çünkü biyogaz metan içermesi ile doğalgaza çok benziyor.

Şu an için ülkemizde fazlaca bilinmesede, halihazırda çalışmakta olan biyogaz tesisleri bulunmakta. Bunların bir kısmı özel teşebbüs, bir kısmı da belediyeler tarafından kurulmuş.

Kocaeli’ndeki biyogaz üretim tesisi

Solea energy firması; Kayseri’de, Konya’da ve Elazığ’da üretim tesisi açmış. Belediye olarak da:
-Kocaeli Büyükşehir Belediyesi
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi
-Adana Büyükşehir Belediyesi (Çöp gazından)
-Ankara Büyükşehir Belediyesi (Çöp gazındani)
-Bursa Büyükşehir Belediyesi
-Kayseri Büyükşehir Belediyesi
-Isparta Belediyesi
üretim yapmakta.

Ülkemiz biyogaz konusunda teorik ve uygulama açısından dünyada çok gerilerdedir. Çin’deki, Hindistan’daki düşük teknolojiye sahip köylerde dahi enerji kaynağı olarak kullanılan biyogazlar, ülkemizde henüz illerde dahi üretilmemektedir.

 

Çin’de köylerde kullanılan sabit kubbeli biyogaz üretim tesisi

Hem de biyogaz üretimi için gereken hayvansal ve bitkisel atığımız çok fazla olmasına rağmen. Doğalgazı yurt dışından alıp elektriğe çevirip sanayimize vermemize rağmen. Yüksek üretim maliyeti, yüksek fiyat, düşük maaşlara rağmen. Yeşil enerji biyogazın ülkemize ve daha da önemlisi tüm insanlığa daha fazla katkı sağlaması dileğiyle.

ZD YouTube FLV Player     





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı BATURAY SERVİ yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Yeşil Enerji: Biyogaz başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Bacaklarınızdan Biri Diğerinden Daha Mı Uzun?

Çoğu kişi bacaklarının simetrik olduğunu düşünse de, dünya nüfusunun %50′ den fazlasında bacak uzunlukları arasında gerçek bir fark vardır. Aşağıdaki makalede bacak uzunlukları arasındaki farkı anlamayı sağlayan bir test ve tedavi yolları hakkında bilgi vereceğiz.

Çoğu kişi bacaklarının simetrik olduğunu düşünse de, dünya nüfusunun %50′ den fazlasında bacak uzunlukları arasında 0.6 cm den 2 cm ye kadar değişen oranlarda uzunluk farkı bulunabilmektedir. Platon 2500 yıl kadar önce bacak uzunlukları arasındaki bu fark hakkında yazmıştır, bu yüzden bu bilgi uzun zamandır bilinen bir gerçektir.

Ancak ilk bakışta bu farkı anlayamayız çünkü aynada gördüğümüz simetrik görüntümüze alışmışızdır. Hatta bir bacağımızın diğerinden uzun olabileceği fikri aklımızın ucundan bile geçmez. Bazı durumlarda bacak uzunlukları arasındaki bu fark sırt ağrılarına daha sonrasında ise boyun ağrılarına neden olabilmektedir. Ancak çoğu kişide böyle bir sorun gözlenmez. Bacaklarınızdan birinin diğerinden daha uzun olup olmadığını anlamak için uzman yardımına ihtiyacınız vardır ancak bir kişinin yardımıyla da bunu basitçe anlayabilirsiniz. Bacak uzunlukları arasındaki farkı anlamanızı sağlayacak bir kaç metot vardır. Bunlardan bir kaçı aşağıda açıklanmıştır.

Pelvis sapma testinde bir partnere, 1.2 cm kalınlığında bir tahta ya da kitaba ihtiyacınız vardır. Test esnasında çıplak olmanız tavsiye edilir ancak mümkün değilse, vücut şeklinin görülebildiği sıkı şortlar tavsiye edilir. Ağırlığınız iki ayağınız üzerinde eşit dağılacak şekilde ve ayaklarınız dümdüz karşıyı gösterecek şekilde iki ayağınız üzerinde durun. Bacak uzunlukları arasındaki uzunluk farkını gösteren en güvenilir gösterge erkeklerde lumber kaslardır, kadınlarda ise bir kalçanın diğerinden daha dolgun ya da yuvarlak görünüp görünmediğini kontrol etmelisiniz.

Çoğu insan ilk bakışta herhangi bir şey fark edemez. Daha önceden bahsedilen kitap ya da tahtayı kullanma zamanı şimdi geldi. Eğer bir kalçanın diğerinden daha aşağıda olduğundan şüpheleniyorsanız, kitabı ilk önce uzun bacağın altına koyun ve bir kez daha ağırlığınızın iki ayağınıza eşit dağıldığından ve ayaklarınızın karşıya dümdüz baktığından emin olun. Bunun sonucunda kitabın omurganın şeklini bozduğu fark edilecektir.

Test normalde çok daha karmaşıktır çünkü bu testi yaparken dikkate alınması gereken bir kaç durum vardır. Bir kişide bu durum olduğu tespit edilirse, problemleri azaltmak için topuk yükselticileri kullanması gerekmektedir.

Topuk Yükselticiler:

Bacak uzunlukları arasındaki fark çoğu kişide çok küçüktür ancak sırt ağrısına neden olabilmektedir. Bunun gibi bir sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız, en yaygın ve en basit çözüm topuk yükselticileri kullanmaktır.

Kalınlık olarak eşit ancak ölçtüğünüz uzunluk farkının yarısı kadar uzunlukta sıkıştırılamaz bir materyali ayakkabınızın içine yerleştirin. En yaygın olarak kullanılan madde deridir. Diğer malzemeler için ortopedi ya da fizik tedavi uzmanına danışabilirsiniz. Sonuçları 1-2 hafta içinde görmeniz gerekir. Daha az bel ağrısı ve daha iyi bir dengeye sahip olacaksınız.

Kendinizi test etmek ve bacak uzunlukları arasında bir fark olup olmadığını tespit etmek oldukça ilginç olacaktır. Bacak uzunlukları arasındaki farkın pek çok sebebi olabilir. Eğer iki bacağınız arasında bir fark tespit ederseniz, bunun başka sebepleri de olabileceğini aklınızda bulundurun.

Kaynakça:
http://www.buzzle.com/articles/is-one-of-your-legs-longer-then-the-other.html

Yazar: Tülay Arsoy

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı SÜMEYRA ÖZDAMAR yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Bacaklarınızdan Biri Diğerinden Daha Mı Uzun? başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Greenpeace Konsolların Çevreye ve İnsana Zarar Verdiğini Ortaya Koydu

Dünyada çevre koruma ile ilgili en bilinen en önemli ve büyük örgüt konumundaki Greenpeace, sonunda el atmadıkları nadir dallardan biri olan konsollara da savaş açtı. Bu sözüm kesinlikle bir sitem gibi algılanmasın, aksine en ufak şeyde bile bu duyarlılığı gösterip insanlık adına mücadele edilmesi ne kadar takdire şayan birşeydir. 1971’den beri dünyanın dört bir yanında çevre adına mücadele veren Greenpeace örgütü, konsollarda kullanılan PVC, pitalit asit tuzu gibi sağlığa zararlı malzemeler ve beliryum, bromine gibi zehirli bileşenler içermesi nedeniyle uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilecekleri ifade ediliyor. Greenpeace’in yaptığı araştırma raporuna göre, Nintendo'nun Wii, Sony'nin Playstation 3 ve Xbox 360 konsollarının, farklı miktarlarda brom, PVC ve bazıları hormonları etkileyen zararlı kimyasallar içerdiğini açıklandı. Bunun üzerine konsol üretimi yapan şirketler, ürünlerinde insan sağlığına zarar verecek maddeler kullanılmadığını ve standartlara uygun üretim yaptıklarını savundular. Ok yaydan çıktı bir kere, bakalım olay nasıl sonuçlanacak.

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı ALPARSLAN KARTAL yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Greenpeace Konsolların Çevreye ve İnsana Zarar Verdiğini Ortaya Koydu başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.

Cilt Lekelerinden Karbonla Kurtulun!

Ciltte karbon tedavisi son yılların en revaçta uygulamalarından biridir. Bu sayede kişi cildinin daha genç ve lekesiz olması sağlanır. Daha önceki yıllarda lazer tedavisi sırasından beyaz kıl köklerinin boyanması için kullanılan karbon daha sonra cilt lekeleri içinde kullanılmaya başlanmıştır.

Niçin Karbon ?

Kıl köklerinin boyanmasında kullanılırken krem olarak tercih edilen bu yöntem sivilceleri de kurutmaya başladığından cilt lekelerinin giderilmesi için alternatif haline gelmiştir. Cilt lekeleri için karbonla yapılan araştırmalar birçok kişide olumlu sonuçlar alınmasını sağlamıştır. Bu sayede cilt lekeleri ve sivilceler için kullanılmaya başlanmıştır.

Karbon ile cilt tedavileri cilde uygun ürünler ile karıştırılarak uygulanıp cildin nem dengesini bozmadan uygulama yapılmaktadır. Karbon peeling şeklinde uygulanarak ciltte derinlemesine temizlik sağlanarak hücre yenilenmesi yapılıyor. Bu sayede cildin aynı tona sahip olması sağlanıyor. Cildin yanması engellenerek hazırlanan karışımlar seanslı olarak cilde uygulanmaktadır. Bu sayede cilt dokusu zarar görmez ve tedavi edilmiş olur.

Gençleşmeye Etkisi Var Mı?

Karbon ile yapılan uygulamalar cildin gençleşmesini de sağlamaktadır. Daha diri ve daha bakımlı bir cilt elde edileceğinden kişiler tarafından oldukça çok tercih edilmektedir. Ciltte pürüzlerin giderilmesi ve parlaklık ilk aşamada belli olmaktadır. Bu yüzden cilt lekelerinde de açılmalar meydana gelmektedir.

Karbon maskeler genel olarak iyontoforez uygulaması ile beraber yapılmaktadır. Bu işlem karbonun cildin alt tabakasına kadar inmesini sağlamaktadır. 4 kez uygulanan işlem iki hafta aralıklar ile kişiye uygulanır. Arada iki hafta olmasının sebebi cildin iyileşme sürecinin gerektiği ve yeni uygulama için yapılan uygulamaya cildin verdiği tepki göz önünde bulundurulur.

Cilt yenilenmesi ile anti aging etki sağlayan karbon uygulaması birçok güzellik merkezinde yapılabilmektedir. Doğru bir şekilde uygulandığında cildin herhangi bir problem ile karşılaşmasının önüne geçilmektedir.

Nemsiz cilt yapısına sahip olan kişilerinde tercih edebileceği bu uygulama cildin nem oranını da en iyi şekilde dengeleyecektir. Karbon uygulaması için doğru ve güvenilir yapan yerleri tercih ederek cildinizin daha canlı ve bakımlı görünmesini sağlayabilirsiniz.

Yazar: Ensar Türkoğlu

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı TAHACAN ERTÜRK yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Cilt Lekelerinden Karbonla Kurtulun! başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Vecihi Hürkuş Kimdir?

Türk havacılık tarihinin en önemli kişilerinden biri, pilot ve aynı zamanda da mühendis olan Vecihi Hürkuş’tur.

1896 yılının Ocak ayında, İstanbul’da doğmuştur. İstanbullu bir ailenin çocuğu olan Gümrük Müfettişi Ali Feham Bey, Vecihi Hürkuş’un babasıdır. Annesi ise, Vidin’de doğmuş, küçük yaşlardayken İstanbul’a getirilmiş olan Zeliha Niyir Hanım’dır. Daha bebek sayılabilecek yaşlarda iken babası ölmüş, annesi ve geriye kalan geniş ailesi ile birlikte yaşamıştır.

Ardından, amcası Ahmed Şekür Bey’in yanına sığınmışlardır. Amcası Ahmed Şekür Bey, Harbiye’de eskrim ve resim hocasıdır. Sonraları ise, kardeşleri ve annesi ile birlikte Üsküdar’a taşınmışlardır. Vecihi Hürkuş, 3 kardeşin ortanca olanıdır. İlkokulunu Bebek’te okumuş, sonra ise sırasıyla Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde ve Üsküdar Paşakapısı İdadi’sinde öğrenim görmüştür. Bir süre sonra, sanata olan merakı ve isteği nedeniyle de, Tophane Sanat Okulu’na geçmiş ve burayı bitirmiştir.

1912’de yaşanan Balkan Savaşı’na, eniştesi olan Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak katılmıştır. Bu savaşta, Edirne’ye giren kuvvetlerin içinde yer almıştır. Balkan Savaşı’ndan sonra ise, Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan olmuştur.

Vecihi Hürkuş, gençliğinden bu yana tayyareci olmak niyetindeydi. Yaşının küçük olması sebebiyle, makinist mektebine alınmıştır. Burayı bitirerek, Tayyare Makinist Mektebi’nden Küçük Zabit olarak mezun olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında, makinist sıfatıyla Bağdat’a gönderilmiştir. Gönderildiği yerde, 1916 yılının Şubat ayında bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a dönmüştür.

Savaştan yaralı olarak döndükten sonra, Yeşilköy’deki Tayyare Okulu’na girmiş, burada tayyareci olmuştur. Vecihi Hürkuş, pilot olarak ilk uçuşunu 21 Mayıs 1916 tarihinde gerçekleştirmiştir. 15 Kasım 1916 tarihinde ise, tayyarecilik tahsilini başarıyla noktalamış ve pilot diplomasını almıştır. 1917 yılının sonbaharında, Ruslar’a karşı savaşmak üzere Kafkas Cephesi’ne, 7. Tayyare Bölüğü’ne atanmıştır. Burada oldukça başarılı keşif ve bombardıman uçuşları gerçekleştirmiştir. Kafkas Cephesi’nde girdiği bir hava muharebesinde, bir Rus savaş uçağını düşürerek, uçak düşüren ilk Türk tayyareci olmuştur.

1917 yılının Ekim ayında, bir hava savaşında yaralanıp düşürülmüş, esir olacağını anlayınca, düşmana teslim etmemek için uçağını yakmıştır. Esir olarak Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’nda tutulmuştur. Azeri Türkleri’nin yardımıyla adadan yüzerek kaçmış, adanın karşısındaki Bakü, Ruslar tarafından işgal edildiği için, savaşa girmeyen İran'dan karaya çıkmıştır. Beraber esaretten kaçtığı istihkâm Teğmeni Salih Bey ile, 2,5 ay süren kara yolunu yaya olarak tamamlamıştır. Süleymaniye üzerinden Musul'a geldikten sonra yurda dönüp, 1918 yılı yaz başlarında Yeşilköy’de bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde görev almıştır.

Bu zaman zarfında, bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Hürkuş’un projesi, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması nedeniyle yarıda kalmıştır. İstanbul işgal edildiğinde, esaretten dönen askerlerin arasına karışarak, Harem’den kalkan bir gemiyle gizlice Mudanya’ya, oradan da Bursa ve Eskişehir üzerinden Konya'ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, Vecihi Hürkuş, "Sivil Pilot" olarak başarıyla görev yapmıştır. Özellikle İnönü ve Sakarya savaşları sırasında, çok başarılı keşif ve destek uçuşları yapmıştır. Bu uçuşlardan birinde, bir Yunan uçağını da indirmiştir. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilot olarak da havacılık tarihine geçmiştir. İzmir (Gaziemir – Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden kişi de, Vecihi Hürkuş’tur.

Vecihi Hürkuş’a, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Bununla birlikte, TBMM tarafından 3 kez takdirname verilmiştir. Bu başarısı ile de, 3 takdirname verilen tek kişi olma ünvanına da sahip olmuştur. Kurtuluş Savaşı sıralarında, Akşehir’de Jandarma Komutanı olan Ratıp Bey’in kızı Hadiye Hanım’la evlenmiştir. Gönül ve Sevim isimli 2 kızı olmuştur.

Savaşın ardından, İzmir / Seydiköy’de açılan tayyare okulunda, yeni tayyarecileri eğitmeye başlamıştır. 1923 yılının başlarında, İzmit bölgesindeki Tayyare bölüğüne atanmıştır. Ancak 3 ay geçtikten sonra, İzmir’de görevli Binbaşı Fazıl’ın, eğitim uçuşunda düşüp şehit olmasıyla, tekrar İzmir’e çağrılmıştır. Tüm bu eğitim ve görevlerin yanı sıra, fen işleri ile de uğraşmış, savaşta birçok sıkıntı ve yokluk çekildiğini bildiği için, bu sıkıntıların giderilmesi amacıyla, havacılığı millileştirme düşünceleri zihnine hakim olmuştur.

Yine bu yıllarda, Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilmiştir. Bu hizmeti karşılığında, o uçağa “VECİHİ” adı verilince, uçak tasarlama ve yapma düşüncelerine yoğunlaşmıştır. İzmir Seydiköy Hava Okulu’nda (bugün yerinde Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı bulunan askeri tesis), uçak yapımı projesine devam etmiştir. Kendi ürettiği ilk uçağında, 1923 yılında Yunanlılar’dan savaş ganimeti olarak elde edilen motoru ve bazı parçaları kullanmıştır. Aynı zamanda bu uçak, imal edilen ilk Türk uçağıdır. 28 Ocak 1925 tarihinde, “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağını uçurmuştur. Ancak, bugün gururla anlatılan bu olay, izinsiz uçuş yaptığı için, Vecihi Hürkuş’a ceza getirmiştir. Uçuş için istediği izin nedeniyle bir heyet toplanmış, ancak havacılıktan pek de anlamayan kimselerce izin işi geciktiği için, çeşitli telkinlerle uçuş kararı alan Vecihi Hürkuş’a, heyet tarafından ceza verilmiştir. Bu ceza, havacılık tarihi açısından, bir dönüm noktasıdır.

Ceza aldıktan sonra istifa ederek hava kuvvetlerinden ayrılıp, Ankara’ya giden Vecihi Hürkuş, yenice kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (T.T.C.) katılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “İstikbal göklerdedir…” sözünden feyz alan bu cemiyet, çeşitli bağışlarla güçlenmek ve havacı bir nesil yetiştirmek için okul kurmak niyetindeydi. Vecihi Bey, bu cemiyete bağışlamak için yaptığı uçağı geri almaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır.

1930 yılında Kadıköy’de, bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay gibi bir sürede, ilk Türk sivil uçağını, kendisinin de ikinci uçağı olan “VECİHİ XIV”‘ü inşa etmiştir. Bu uçakla ilk uçuşunu, 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de gerçekleştirmiştir. Ardından, VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra da Ankara’ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası’nı alabilmek için, İktisat Bakanlığı’na başvurmuş, ancak 14 Ekim 1930’da "Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir" cevabını almıştır. Bu cevap üzerine, istenen belgenin alınması amacıyla, uçak sökülerek Çekoslovakya'ya gönderilmiştir. Hürkuş, 6 Aralık 1930'da Prag'a vardığında, parçalanmış tayyare henüz gelmemiştir. Birçok prosedür, montaj ve çeviri işlemlerinin ardından, tayyarenin uçuş kontrolü tamamlanmıştır.

Vecihi Hürkuş, 23 Nisan 1931'de, Çekoslovakyalı yetkililerin düzenlediği bir törenle, başköşesinde "Yaşasın Türk Tayyareciliği" yazan bir pankartla onurlandırılarak, uçuş izni almıştır. 25 Nisan 1931'de Çekoslovakya'dan uçuşuna başlamış, 5 Mayıs 1931'de Türkiye'ye ulaşmıştır.

Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, Türk Tayyare Cemiyeti yararına Türkiye turu yapmıştır. Tur güzergahları ise şöyledir;

Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.

İkinci Tur (09.11.1931) : Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.

1932 yılında, “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi” isimli, ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açmıştır. Okulda, ilk Türk kadın pilotu olan “Bedriye Gökmen” ile beraber, toplam 12 pilot yetiştirmiştir. İstanbul Kalamış-Kadıköy’de, ilk sivil uçağı “VECİHİ XIV”, ilk eğitim ve spor uçağı “VECİHİ XV”, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı “VECİHİ SK-X” üretilmiştir. Nuri Demirağ, bir tayyare yapımı için 5000 TL vermiş, bunun sonucunda, 1933 yılında “NURİ BEY” adı verilen “VECİHİ XVI kabin uçağı” yapılmıştır.

1954 yılında ilk Türk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Havayolları’nı kuran da, Vecihi Hürkuş’tur. Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırmış olduğu uçaklardan sekiz tayyare, Ziraat Bankası’ndan kredi kullanılarak satın alınmıştır. Ancak kazalar, kaçırılmalar, sabotajlar vb. aksilikler sonucunda, Hürkuş Hava Yolları’nın uçakları uçuştan men edilmiştir. Bu kötü gelişmeye rağmen, elinde kalan son uçağını (TC-ERK), Maden Tetkik Arama Enstitüsü adına kullanarak, Güney Doğu Anadolu’da toryum, uranyum ve fosfat arama faaliyetlerinde görev almıştır.

Hayatının sonlarına doğru çok sıkıntı çekmiş, borçlandırılmaya sürüklenmiş, icra takipleri ve davalarla boğuşurken, vatana hizmet nedeniyle kendisine bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz konulmuştur.

Ankara’da anılarını yazdığı zaman diliminde, beyin kanamasından komaya girmiştir. Hayatı boyunca havacılıkla uğraşmış olan Vecihi Hürkuş, insanoğlunun aya ayak basmak üzere Dünya’dan ayrıldığı tarihte (16 Temmuz 1969), Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde, hayata gözlerini yummuştur.

Ölümünün ardından, Ankara / Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vecihi_H%C3%BCrku%C5%9F
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=4572

Yazar: Baran Akçok

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı İSMAİL ERKAN yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Vecihi Hürkuş Kimdir? başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Jim Carrey Kimdir?

17 Ocak 1962 yılında Kanada’'nın ikinci en büyük kenti olan Ontario şehrinde dünyaya geldi. Gerçek adı, James Eugene Redmond Carrey’'dir. Altın Küre sahibi ünlü sinema oyuncusu ve komedyendir.

1970 yılında televizyonda küçük dizilerde roller almaya başladı. Bu ufak adımlar sayesinde ilk çıkışını 1993 yılında "In Living Color" isimli televizyon showunda yer alarak yaptı. Doğaçlama yeteneği ve mimiklerindeki yeteneğin fark edilmesi uzun sürmedi. 1994 yılında “Ace Ventura” Pet Detective (Budala Dedektif) adlı filmi ile sinema dünyasına geçiş yaptı. Bu film ile kısa sürede çok büyük başarı elde etti. Film tekliflerinin ardı arkası kesilmedi. Yine aynı yılda imza attığı The Mask (Maske) ve Salak ile Avanak filmi ile asıl çıkışını gerçekleştirdi. Maske büyük bir gişe başarısı elde etti.

1995 yılında ise “The Batman Forever” filminde bilmececi karakterini canlandırdı. Yine aynı yıl Ace Ventura filmi seri haline geldi ve Ace Ventura: When Nature Calls (Budala Dedektif 2) gösterime girdi. 1996 yılında sıra dışı ve iki hayatlı karakteri canlandırdığı Cable Guy (Baş Belası) filminde başarıyla yer aldı. Yine benzer bir karakteri canlandırdığı Liar Liar (Yalancı Yalancı) filmi ile 1997 yılında beyaz perdede yerini aldı.

Jim Carrey için 1998 yılı tamamen beklenenden farklı bir yıl oldu. Neredeyse ünüyle bütünleşen o komik karakterlerden uzaklaşarak birçok ciddi drama filmine imza attı. Oyunculuğunun sadece komedi üzerine olmadığını, drama karakterlerini de başarıyla canlandırabildiğini kanıtladı. The Truman Show, The Man On the Moon (Aydaki Adam), The Majestic (Majestik), Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan), The Number 23 (23 Numara) filmlerinde 1998 yılından 2007 yılına kadar drama karakterlerini canlandırdı.

Bütün başarılı ve gişe rekorları kıran filmlere imza atmış olsa da, hiç Oscar alamadı. Yinede 2 adet Altın Küre ödülü ve MTV tarafından 9 ödül alarak kategorisinde bir rekor kırdı. Empire Magazine dergisinde tüm zamanların en iyi 100 sinema yıldızları adlı listeye 54. sıradan girdi. 2003 yılında çıkarılan "90’ların en iyi Box Office yıldızları" sıralamasında da 5. sırayı almıştır. Senaristik, animasyon seslendiriciliği ve bazı filmlerde yapımcılık da yapmıştır.

Ödüllerinden bazıları ise şöyledir:

1995: MTV Film Ödülü – En iyi komedi performansı, Ace Ventura: When Nature Calls 1996: MTV Film Ödülü – En iyi erkek oyuncu, Ace Ventura: When Nature Calls 1997: MTV Film Ödülü – En iyi kötü karakter, The Cable Guy 1997: MTV Film Ödülü – En iyi komedi performansı, Liar Liar 1998: Golden Globe – En iyi aktör (Drama), The Truman Show 1999: MTV Film Ödülü – En iyi erkek oyuncu.

ZD YouTube FLV Player

Kaynakça:
http://en.wikipedia.org/wiki/Jim_Carrey

Yazar: Tülay Arsoy

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı SAMİME EVKURAN yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Jim Carrey Kimdir? başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Nihat Genç Kimdir?

Nihat Genç 1956 senesinde Trabzon'da dünyaya gelmiştir. Türk gazeteci ve yazar kimliğiyle adını duyurmuştur. Genç daha 20 yaşlarındayken Ankara'ya yerleşmiştir.

Öğrenim Hayatı

Nihat Genç, öğrenimine Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu'nda başlamıştır. Lise öğrenimini de Trabzon Ticaret Lisesi'nde görmüş ve buradan 1974 senesinde mezun olmuştur. Daha sonra yazar İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi'yle Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırmıştır. Ancak yaşanan siyasi olaylar sebebiyle bu okullardan ayrılmak zorunda kalmıştır. Nihat Genç, Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 senesinde mezun olmuştur.

Kariyeri

Nihat Genç gazete ve dergilerde de teknik eleman olarak çalışmıştır. Çeşitli dergilerde yazılar yazarak kendini göstermeye başlamıştır. Kaleme aldığı yazılar uzun bir süre Leman dergisinde yayınlanmıştır. Bir süre Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı bilinmektedir. Nihat Genç, Sağlık İdaresi Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra Sağlık Bakanlığı'nda, ardından da Kültür Bakanlığı'nda yaklaşık 9 sene çalışarak memuriyet hayatı yaşamıştır. Genç, bir dönem Skyturk televizyon kanalında program yapmıştır. Daha sonra ART televizyon kanalında Veryansın adlı programa konuşmacı olarak katılmıştır. Genç, hayatı boyunca çeşitli siyasi dergilerde, edebi dergilerde yazılar yazmış, daha sonra da Leman dergisinde kalem tutmaya devam etmiştir. Kısa bir süre Akşam gazetesinde yazılar yazan Nihat Genç'in bir çok kitabı bulunmaktadır. Yazarın genel olarak hikayelerinde hümanist anlayış egemendir. İnsan öyküleriyle beraber yaşanılan toplumsal sorunları ele almıştır. Yazar, hikayelerindeki kahramanları daima ezilen, alt sınıf tabakadan seçmeye özen göstermektedir. Siyasi yazılarında ise daha sert bir üslup benimsemiştir.

Nihat Genç'in Bazı Eserleri

Amerikan Köpekleri -2004
Arkası Karanlık Ağaçlar -2001
Bu Çağın Soylusu – 1991
Dün Korkusu – 1989
Edebiyat Dersleri – 2004
Hattı Müdaafa -2005
İhtiyar Kemancı – 2002
Karanlığa Okunan Ezanlar – 2006
Köpekleşmenin Tarihi – 1998
Modern Çağın Canileri – 2000
Nöbetçi Yazılar – 2004

Yazar: Dorukan Çelik

    





Merhabalar 20 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı ELİF DOĞULU yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Nihat Genç Kimdir? başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Cubase 4 – Devrimci bir kilometre taşı Müzik prodüksiyon yazılımı.


Steinberg firmasının eylül ayında çıkışını duyurduğu Cubase 4 sonunda dağıtımda. Heyecan verici birçok özelliğiyle ve devrim niteliğindeki SoundFrameâ?¢ Evrensel Ses Menejeri ile müzik piyasasında çok tutulacağının sinyallerini veriyor.

Baştan başa profesyoneller için tasarlanmış bir program.

State-of-the-art Audio + MIDI Kayıt/Düzenleme/Miksaj Tamamiyle yeni hazırlanmış VST3 sanal enstrumanlar ve efektler Gerçek multi-channel 5.1 surround ses SoundFrameâ?¢ – Evrensel Ses Menejeri Stüdyo ortamınızla uyumlu Kontrol Odası entegrasyonu Muntazam, Harici ses and MIDI donanımı entegrasyonu Saf 32-bit kayan noktalı müzik motoru Profesfönel muzik notasyonu ve nota yazdırma Üarpraz-Platform: Windows ve Mac OS X Evrensel ikilisi

Resmin büyüğü için tıklayınız.

Yeni Üzellikler:

Cubase 4 yeni VST3 plug-in setiyle ve dört yeni entegre yazılım enstrumanıyla 1000’den fazla sesle geliyor. Devrimci SoundFrameâ?¢ dahili parça ayarları’nın bir kombinasyonu, Enstruman pasajları, ve MediaBay database’i de bulunuyor, bu özellikler sayesinde tüm seslerinizi her enstrumana göre organize edebilirsiniz. Cubase 4’ün mikseri ise çok daha esnek bir Kontrol Odası bölümü ve dörtten fazla bağımsız stüdyo miksi yapabilmemize imkan tanıyor. Kompozitörler ve müzisyenler geliştirilmiş nota editöründen yararlanabilirler…

Kısacası Cubase 4, yaratıcılığımızı körükleyen özelliklere sahip bir program olsa gerek!

*Yakında Cubase 4’ün özelliklerini daha derinlemesine anlatan bir yazı yazacağım ;)

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı AYŞIN HAYVACI yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Cubase 4 – Devrimci bir kilometre taşı Müzik prodüksiyon yazılımı. başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Kiraz Suyunun Faydaları (Enflamasyon Giderme)

Araştırmalar artrit ile ilişkili enflamasyonu, azaltmak için kiraz suyunu faydalı olduğunu göstermektedirler. Halk arasında yangı, iltihap olarak da bilinen enflamasyon, çeşitli iç ve dış etkenlere karşı vücudun gösterdiği iltihabi reaksiyonlardır. Kiraz suyunun buna nasıl bir faydası olduğunu öğrenmek için, okumaya devam edin.

Kiraz sağlıklı ve nispeten düşük karbonhidratlı bir meyvedir. Vitamin, mineral ve antioksidanlar açısından zengin olduğu için kiraz suyunun pek çok faydaları vardır. Eklem iltihabının birçok nedeni vardır, artrit ise sadece bunlardan biridir. Artrit ve gut dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen hastalıklardır. Kiraz suyu inflamasyonla mücadele ederek ağrıyı azaltmada harikalar yaratır.

Kiraz Suyunun Faydaları Nelerdir?

Bir kiraz antioksidanlarla doludur ve bu antioksidanlar vücutta oluşan serbest radikalleri öldürürler. Bir buçuk bardak kiraz suyu tüketen biri yaklaşık olarak 23 meyve ve sebzeye eşit miktarda fayda görür.

Bu faydalardan bazıları şunlardır;

-Kiraz, özellikle kolon kanseri olmak üzere kanserler, kalp krizi ve felç ile mücadelede yardımcı olan bir bileşik olan antosiyaninler içerir.
-Kiraz suyu, kandaki ürik asit seviyesi düşürmeye yardımcı olur. Kandaki yüksek miktarda ürik asit guta neden olur.
-Artrit ile ilişkili ağrıyı azaltmaya yardımcı olur.
-Kas ağrısı ve sırt ağrısı da düzenli olarak tüketilen kiraz suyu ile kontrol altına alınabilir.
-Nörodejeneratif hastalıkların önlenmesi için yardımcı olur.
-Vücudun herhangi bir yerindeki enflamasyon vişne suyunun düzenli tüketimi ile azalır.
-Kiraz tüketiminin diğer bir yararı da vücuttaki kolesterol düzeylerini azaltmada yardımcı olmasıdır.
-Kiraz ayrıca yaşlanma karşıtı anti-aging bileşenler içerir.

Kiraz Suyu Enflamasyonu Nasıl Giderir?

Yeni çalışmalar kiraz suyunun artrit ile ilgili inflamasyonu azalttığını, hatta önlediğini gösterdi. Kiraz gibi ağrıyı azaltma özelliği olan meyve ve sebzeler pek fazla yoktur. Inflamasyonun önlenmesinde yardımcı olan çok güçlü üç antosiyanin vardır. Antosiyaninler, inflamasyonun ortaya çıkmasından sorumlu olan iki enzimi bloke eder. Bu mekanizmaları aspirin ya da başka bir non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAID) ile aynı şekilde çalışır. Eğer kendinize kiraz almak için dışarı çıkarsanız şunu unutmayın; koyu renk olan kirazlar daha çok antosiyanin içerirler.

Ağrı ve enflamasyon, hem yaşam kalitesini azaltır hem de hareketi engeller. Yapılan bir çalışmada koşuculara maraton gününden 7 gün önce ve maraton gününde kiraz suyu verilmiştir. Kiraz suyu tüketen yarışmacılar, tüketmeyenlere göre daha fazla ağrı hissetmişlerdir. Çalışma diğer meyve suyu veya yapay içecekler ile karşılaştırıldığında, çalıştırmadan önce kiraz suyu içen koşucuların yüzde 23 oranında daha az kas ağrısı sorunu yaşadıklarını göstermiştir. Egzersiz sonrası ağrı, kas hasarının veya zayıflatıcı yaralanmaların bir göstergesidir. Kiraz suyunun bu etkisi enflamasyonu önlemesine bağlanmıştır. Bir kişi gut olduğunda eklemlerinin çevresinde ürik asit ve kristalleri birikmeye başlar. Bu ürik asit kristalleri hastada çok fazla ağrıya sebep olurlar. Bazı durumlarda, aynı zamanda enflamasyona da neden olurlar. Ürik asit seviyeleri hastanın kiraz suyu tüketmesinden yalnızca bir kaç saat sonra azalmaya başlar.

Enflamasyonu tedavi etmek için gerekli kiraz miktarı, günde 20 tanedir. Vücut; bu kirazlardan 25 miligram antosiyanin elde eder. Enflamasyon ile kiraz arasındaki bu ilişkiyi öğrendiğimden beri daha çok kiraz yemeye özen gösteriyorum. Hadi, sizde deneyin!

Kaynakça:
http://www.buzzle.com/articles/cherry-juice-and-inflammation.html

Yazar: Tülay Arsoy

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı NECMİ KARAHAN yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Kiraz Suyunun Faydaları (Enflamasyon Giderme) başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Büyüklüğüne ve Parlaklığına Göre Yıldızlar

İçinde Güneşimizin de bulunduğu ısı ve ışık yayan cisimlere “yıldız” denir. Tabi ki her yıldız aynı boyuta ve parlaklığa sahip değildir. Örneğin, Güneşimiz orta boyutlu bir yıldızdır. Fakat bazı yıldızlarla karşılaştırıldığında boyut ve parlaklık olarak gerçekten sönük kalır.Şöyle ki, Güneşimiz bilinen en büyük yıldız olan '' NML CYGNİ ''’e göre yaklaşık olarak 1650 kat daha küçüktür.

Bu yıldız o kadar büyüktür ki; güneşimiz yerine o olsaydı, büyüklüğüyle Güneş'in yörüngesini çevreleyebilirdi. Güneş'ten büyük olan birçok yıldız vardır. Bunlardan bilinenlerini paylaşalım. Öncelikle, Güneş'ten büyük olan Sirius ile başlayalım. Bu yıldız aynı zamanda Güneş'ten sonraki en parlak yıldızdır. Güneş'in parlak olmasının sebebi tamamen yakın olmasıyla alakalıdır. Aynı zamanda Sirius’'un parlak görünme sebebi de budur. Sirius, Güneş sistemine yakınlık olarak 7. sıradadır ve – 1,46 Kadir’'e sahiptir ( Kadir; cisimlerin parlaklık dereceleri için kullanılan bir birimdir ve kadiri düşük olan cismin parlaklığı artar). Güneş ise -26,74 Kadir parlaklıktadır. Sirius'tan sonra büyüklük olarak Pollux gelir. 34 ışık yılı ( 1 ışık yılı: 9,5 trilyon km ) uzaklıkta olan Pollux, İkizler Takımyıldızı arasında bulunan bir yıldızdır ve parlaklığı + 1,15 kadirdir. Pollux aynı zamanda takımyıldızı içerisindeki en parlak yıldızdır. Pollux'tan daha büyük olan Arcturus , 37 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır ve çapı yaklaşık 20 Güneş çapına eşittir. -0,04 Görünür Kadiri ile parlaklık olarak 3. sırayı almaktadır.

Arcturus'tan sonra büyüklük olarak Aldebaran gelir ve yaklaşık olarak 44 Güneş çapındadır. 65 ışık yıldızı uzaklıkta bulunan bu yıldız yakıtını tüketmiş bir kızıl devdir. 0,87 Kadirlik parlaklığa sahip olan oldukça parlak bir yıldızdır.Sonraki yıldızımız ise Rigel'’dır. Yaklaşık 50 Güneş çapında olan bu yıldız, Güneş'ten 57.000 kat daha parlaktır. Yaklaşık olarak 1000 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu yıldız mavi-beyaz ışık yayan bir devdir ve + 0,18 Kadirlik parlaklığa sahiptir. Antares, bu kızıl dev Dünyamızdan 600 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır ve + 1,06 Kadirlik parlaklığıyla en parlak 17. yıldızdır. Bu yıldız o kadar büyüktür ki, çapı yaklaşık olarak 530 Güneş çapına eşittir.

Bilim adamları bu yıldızın çapını 3 astronomik birimden fazla olarak hesaplamışlardır ( 1 astronomik birim: Güneş ile Dünya arasındaki mesafedir ki bu da 150 milyon km’dir). Bu yıldızdan sonra ise, “Betelgeuse” gelir. Dünya'dan 600 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu yıldız, kırmızı bir devdir.+0,45 Kadirlik parlaklığı ile bilinen en parlak 11. yıldızdır. Yaklaşık olarak 800 Güneş çapı genişliğinde bir çapa sahiptir.

Mu Cephei, bu yıldız tam anlamıyla gerçek bir devdir. Çapı 1200 Güneş çapına eşittir. Böyle bir yıldıza sıklıkla rastlayamazsınız. VV Cephei bilinen en büyük yıldızdır ve yaklaşık 1900 Güneş çapı genişliğinde çapı vardır. Hiperdev olan bu yıldız 2400 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır. Bilinen en büyük 3. yıldızdır. VY Canis Majoris, yaklaşık 2100 Güneş çapı genişliğindeki çağı ile bilinen en büyük 2. Yıldızdır. Yaklaşık olarak 3800 ışık yılı uzaklıkta olan bu yıldız. Kırmızı hiperdev’dir. Aynı zamanda gökyüzündeki en parlak yıldızlardandır.

Not: Yazımızın başında en parlak yıldız olarak Sirius'u söylemiştik. Fakat Sirius'u en parlak yapan en büyük etken yakın olmasıdır. Aslında bilinen en parlak yıldız Pistol (tabanca) yıldızıdır. Bu yıldız yaklaşık olarak 25.000 ışık yılı uzaktadır ve galaksimizin merkezine oldukça yakındır. Aynı zamanda bir nebula’nın içerisinde bulunmaktadır. Bu yüzden görüntüleme cihazlarıyla dahi görüntülenememekte’dir. Kızıl ötesi ışınları algılayabilen bir cihaz sayesinde bu yıldızın en parlak yıldız olduğunu anlayabiliyoruz.

Boyutlarına Göre Yıldız Sıralaması:
1- NML CYGNİ 2-VY Canis Majoris 3- VV Cephei 4- Mu Cephei
5- Betelgeuse 6- Antares 7- Antares 8-Rigel
9- Aldebaran 10- Arcturus

Parlaklıklarına Göre Yıldız Sıralaması:
1- Pistol ( Tabanca ) 2- Sirius 3- Canopus 4- Rigil Kentaurus
5- Arcturus 6- Vega 7- Capella 8- Rigel
9- Procyon 10- Archernar

Kaynakça:
http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/stars.php
http://deryaerika.wordpress.com/2009/07/10/kutup-yildizi-vs-en-parlak-yildiz/
http://rasathane.ankara.edu.tr/files/2013/02/Tabanca-Yildizi.pdf
http://tr.wikipedia.org/wiki/VY_Canis_Majori
http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Y%C4%B1ld%C4%B1zlar_listesi

Yazar: Hasan Can Bozkurt

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı KERİM KILIÇER yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Büyüklüğüne ve Parlaklığına Göre Yıldızlar başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Kordon Kanı ve Kök Hücre Tedavileri

ATİ Teknolojisi Nedir? Hizmetleri Nelerdir?
ATİ Teknoloji, Türkiye'de hücre ve gen tedavileri alanında kurulmuştur. Hücre ve gen tedavileri alanında dünyadaki gelişmeleri takip etmekte  ve dünya standartlarında ürün ve hizmet sunmayı amaçlamaktadır.

Dünyada gelişmekte olan  hücresel tedavi alanında hizmet sunmayı gaye edinen  ülkemizin ilk biyoteknoloji şirketidir. Trabzon Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yer alan ATİ Teknoloji Hücre Ve Gen Tedavi Merkezi uluslararası standartlara sahip ilk hücre
işleme tesisidir. Orta Doğu'da İsrail'den  sonra ikinci,Türkiye'de ise ilk olan bu tesis kök hücre üretimine başlamıştır. Hücre tedavileri konusunda laboratuvarlarında;  kemik iliği hücresi,  yanıklar için anti-aging hücre,  kıkırdak doku, kanser aşısı gibi çalışmalar da yürütülmektedir.


ATİ Teknolojisi Ürünleri Ve Hizmetleri
•    Kordon Kanı Bankacılığı
ATİ-Kordon Kanı(KKKH)
•    Organ Mühendisliği Ürünleri
ATİ-Mezankimal Kök Hücre(MKH)
•    Anti-Aging Ürünleri
ATİ-Fİbroblast
•    Ortopedik Cerrahi Ürünleri
ATİ Kondrosit -1
ATİ kondrosit-2
•    Kök Hücre Nakil Ürünleri
ATİ-DKH(Periferik Kan/ Dolaşan Kan Kaynaklı Kök Hücre)
ATİ-KKH(Kemik İliği Kaynaklı Kök Hücre)
•    İmmünoterapi Ürünleri
ATA 1
ATA 2
ATA 3
ATA 4
ATİ –ASH
ATİ-NKH
ATİ-GRANÜLOSİT

 

Kök Hücrede Devrim
Bilim insanları kök hücre çalışmaları sayesinde yakın zamanda birçok tedavisi olmayan hastalıklara çözüm bulunulabileceğini öngörüyor. Kök hücre bir ana hücredir ve insan vücudunda her türlü vücut hücresine dönüşebilir. Bu ana hücre;  kandan, kordon kanından, kemik iliğinden veya embriyodan elde edilebilir. Bu işlemler ATİ Teknoloji Laboratuarlarında uygulanmaktadır. Bu sayede ileride kimsenin kemik iliği naklinde gerekli hücreler için yurtdışına gitmesi gerekmeyecek ve kordon kanı bankacılığı sayesinde kök hücre bankaları oluşturulabilecektir. Kök hücreyi genel bir tanımlama içerisine sokarsak;  görevi tanımlanmamış ana hücre, diyebiliriz. Vücutta en fazla olduğu dönem  anne karnındaki bebeklik çağıdır ve daha sonraki yaşlarda sayısı ve etkinliği azalır.Kök hücreler diğer hücreler için bitmeyen bir kaynak anlamına gelmektedir.


Kök  hücreler embriyonik ve yetişkin (erişkin) diye ikiye ayrılır. Embriyo kökenlilerin araştırmalara dâhil edilmesi dinî ve etik kaygılardan dolayı hemen hemen  yasaktır ya da birnebze serbesttir. Embriyonik kök hücre; çoğalma kabiliyetinde, erişkine nazaran daha avantajlı ancak bazı sağlıksal riskler taşıdığı da belirlenmiştir.

Kök Hücrenin Tedavi Alanları
Herkesin kanında kök hücre bulunur  ve her organın kendine ait kök hücresi mevcuttur. İstenildiği zaman alınıp saklanılabilir ve bu kök hücre çoğaltılarak kullanılabilir. Kök hücreler; bağırsak iltihabı, diyabet hastalığı, idrar kesesi, soluk borusu veya bağırsak tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır.


Kordon Kanı Nedir? Çocuğumuzun Kordon Kanını Niçin Saklamalıyız?
Anneyle rahimdeki bebek arasında bulunan göbek kordonundan doğum sonrasında toplanabilen kana kordon kanı denilir. Bebek doğduktan sonra bebek kordonu kesilir  ve çöpe atılır. Oysa bu kordon içerisinde  bol miktarda kök hücre vardır. Peki kordon kanı neden saklatılmalıdır? Kordon kanında diğer kök hücre kaynaklarına göre daha fazla kök hücre mevcuttur. Ayrıca içerdiği kök hücreler daha işlevsel ve gençtir. Kordon kanı kök hücre nakillerinde alıcı ve verici arasında tam uyumu gerektirmez. Ayrıca kordon kanında bulunan kök hücreler radyasyon gibi çevresel etkenlerden de henüz etkilenmemiştir. Hem kendi çocuğumuzun ileriki yaşamında karşılaşacağı hastalıklara tedbir olarak saklanması tavsiye edilebilir, hem de kök hücre bekleyen diğer hastalara uyum için umut olabilir. Kordon kanı bebek doğar doğmaz ilk 10 dakika içerisinde alınır. Birkaç dakika süren  bu işlem; basit, tehlikesiz ve acı vermeyen  bir işlemdir ve  herhangi bir cerrahi uygulama gerektirmez.


Kordon Kanı Hangi Hastalıklar İçin Kullanılabilir?
Günümüzde; kalp yetmezliği, omurilik yaralanmaları, Multipl Skleroz (MS)  ve diabet gibi hastalıklarda kullanılan Mezenkimal kök hücreler kordon kanında da bulunmakta olup, laboratuar koşullarında üretimi yapılabilen hücrelerdir. Yaygın olarak; kanser ve anemi başta olmak üzere birçok hastalığın  tedavisinde, kök hücre nakline ihtiyaç duyulan hastalıklarda kullanılmaktadır.

Yazar: Meltem Türk

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı RENAN ÇAKICI yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Kordon Kanı ve Kök Hücre Tedavileri başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Meteor Yağmuru Nedir ?

Son yıllarda bilim ve de teknolojinin gelişmesiyle, geçmişten günümüze dek hep merak edilen konular arasında yer alan uzayla ilgili çalışmalar hız kazanmış ve edinilen bilgiler de artmıştır. Araştırmalarla birlikte, uzayın sırları çözülmeye çalışılmış ve de uzay boşluğunda yer alan cisimlerle bu cisimlerin neden olduğu olaylar hakkında detaylı bilgilere ulaşılmıştır.

Meteor ve meteorların sebep olduğu meteor yağmurları ise, gelişen bilimin detaylı bilgiye sahip olduğu bir olgu haline gelmiştir. Meteor, kısaca gökyüzünde yer alan gök cisimlerinden kopmuş küçük parçalardır. Meteorun diğer bir adı da, göktaşıdır. Bu göktaşları, boşlukta yer alan gök cisimlerin etkisine girmektedir. Gök cisimlerinden kopan küçük göktaşları, bazen de atmosferin çekim alanına girmektedir. Tam da bu sırada, bu göktaşları uzayda yüksek bir hızla ilerlerken ışıklı izler bırakır ve bu izler hava yüzeyiyle sürtünür. Bu sürtünmeden dolayı ise kızışma olur. Gökyüzünde gerçekleşen bu olaya “meteor yağmuru” adı verilmektedir. Bu olay aynı zamanda gece karanlığında yeryüzünden çıplak gözle de izlenebilmektedir. Halk arasında bu olay yıldız kayması olarak da anılmaktadır. Oysa meteor yağmuru, göktaşlarının gerisinde bırakmış olduğu belirgin ışık çizgilerine denilmektedir.

Güneş sisteminde yer alan dünyanın atmosferinde çeşitli katmanlar bulunmaktadır. Bu katmanlar, belirli mesafelerle sıralanmaktadır. Meteor yağmuru da atmosferin Termosfer adı verilen katında gerçekleşmektedir. Termosfer katının mesafesi yeryüzünden 80 ile 640 km kadar uzaklıktadır. Dünya atmosferinde meydana gelen meteor yağmurlarının oluşma sınırı ise yeryüzünden 80 ile 110 km uzaklıktadır. Meteorların bazıları oldukça parlak ve de ışıklı olabilmektedir. Bu tür meteorlara ise ateş topu adı verilmektedir. Yeryüzüne bazen meteor düşebilmektedir. Yeryüzüne düşen bu meteorlar, ateş topu adı verilen meteorlardır ve bunların da sadece çok az kısmı yeryüzüne kadar ulaşabilmektedir. Yapılan uzay gözlemleri sonucunda, bir yılda atmosfere düşen meteor sayısının binlerce olduğu saptanmıştır. Bu meteorlardan bazıları buharlaşmaz ve yeryüzüne göktaşı olarak iner. Bazıları ise sürtünmeden dolayı buharlaşır ve toz halinde yeryüzüne iner. Güneş sistemi içerisinde yer alan gök cisimlerinden kopan göktaşlarının, uzay boşluğundaki hareketi tek ve de belirli bir yönde görülmektedir. Uzayda yer alan böyle bir görüntü, aslında binlerce meteorun görüntüsüdür. Yeryüzünde ise bu görüntü, meteorların tek bir noktadan geliyormuş şeklinde görülmektedir.

Uzay bilimiyle uğraşan bilim insanlarının en çok araştırdığı cisimlerden biri olan kuyruklu yıldızlar da meteor yağmuruna neden olabilmektedir. Her kuyruklu yıldızın kendine ait bir yörüngesi bulunur ve kuyruklu yıldızlar kendilerine ait bu yörünge etrafında hareket etmektedir. Bu hareket sırasında ise, bu yıldızların arkasında bir enkaz kalır. Dünya'nın da kendine ait bir yörüngesi bulunmaktadır. Eğer Dünya'nın yörüngesi ile kuyruklu yıldızın yörüngesi kesişirse, kuyruklu yıldızın arkasında bırakmış olduğu enkaz, Dünya'nın yörüngesi tarafından kendine doğru çekilir. Bu olay meteor yağmurudur ve de yağmurun gelmiş olduğu yönde yer alan takımyıldızının adıyla anılmaktadır. Bu tür meteor yağmurlarlarına örnek verilecek olunursa eğer, karşımıza Perseidler, Leonidler ve de Germinidler çıkmaktadır. Kuyruklu yıldızlar bazen Güneş Sistemine girebilmektedir. Bu tür durumlarda ise, meydana gelen meteor yağmuru zaman geçtikçe şiddetini daha da fazla artırmaktadır.

Meteor yağmurları, uzayda gerçekleşen en sık uzay olayları arasında yer almaktadır. Bunun nedeni ise, evrende birçok gök cisminin yer alması ve bu gök cisimlerinden çeşitli olaylar nedeniyle parçaların kopmasıdır. Kopan bu ufak gök cisimleri, dünya atmosferine girdiklerinde yüksek hızın neden olduğu sürtünmeden dolayı arkasında ışık bırakır ve böylece meteor yağmuru adı verilen olay gerçekleşmiş olur. Meteor yağmurları, görüntü itibariyle zaman zaman ışık yağmuru olarak da adlandırılabilmektedir.

Yazar: Erdoğan Gül

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı MUHAMMET YÖRÜK yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Meteor Yağmuru Nedir ? başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Einstein Sergisi İzlenimler

Einstein Sergisi, 20. yüzyılın en ünlü bilim insanının yaşamı ve kuramlarına, Time Dergisi tarafından seçilen “Yüzyılın Adamı” na ve kimilerine göre gelmiş geçmiş en parlak bilimsel zekaya doğru çıkılan, emsalsiz bir keşif yolculuğu…

Bilimsel araştırmalar ve çağının sosyopolitik meseleleriyle aktif olarak ilgilenen Albert Einstein’ın başarıları o denli önemli ve çığır açıcı nitelikteydi ki, fikirleri tüm dünyayı derinden etkiledi. Bu zengin içerikli sergi, Eistein’ın devrim niteliğindeki bilimsel kuramlarını son teknoloji ürünü etkileşimli objelerle aydınlatıyor ve onun büyüleyici yaşamını el yazması belgelerle keşfediyor.

Einstein Sergisi, dehanın şahsını, bilmini ve dünyasını bir araya getirerek, izleyicilere çağımızın en büyük zihinlerinden birini anlamak için eşi benzeri olmayan bir fırsat sunuyor.

Sergide Neler Var?

– Einstein’ın ışık, zaman, enerji ve yerçekimi hakkında kuramlarını açıklayan etkileşimli objeler,
– Einstein’ın çalkantılı özel yaşamına tanıklık eden, eşlerine yazdığı şahsi mektuplar ve ona mektup
gönderen çocuklarla olan eğlenceli yazışmaları,
– Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı el yazmalarını ve Birleşik kuramı ararken yaptığı son hesaplamaları içeren bloknot,
– Günümüzün önde gelen fizikçilerinin Einstein’ın mirası hakkındaki yorumları içeren video gösterimi,
– Çocuklar ve yetişkinler için uygulamalı atölyelerin yer alacağı Eğitim Laboratuvarı…
Sergiden Fotoğraflar ve Bölümler

Serginin Bölümleri

1.Einstein’ın Devrimi

Einstein’ın fizik konusundaki çalışmaları ve Genel Görelilik Kuramı evren anlayışımızı sonsuza dek değiştirmiştir. Etkileşimli bir cideo kurulumu, bu kuramı ziyaretçilerin görüntülerinin yansıtıldığı hayali bir kara deliği yer çekimiyle çarpıtmak yoluyla canlandırıyor.

2.Yaşamı ve Çağı

Bu bölüm Einstein’ın özel yaşamının izini Almanyadaki doğumundan, tutkulu, enerjik ve çoğu zaman politika yüklü yetişkinlik yaşına dek sürüyor. Kısa bir video gösterimi konuklara Einstein’ın yaşamı hakkında bilgi vermenin yanında, bazı temel fizik kuramlarını tanıtıyor.

3.Işık

Einstein’ın Özel Görelilik Kuramı, ışık hızının bir evrensel bir sabit olduğunu savunuyordu. Hareket eden ışık desenleri yaratan kinetin ışık heykeli, konukların Einstein’ın ışığın doğasına dair devrimci kuramlarını zihinlerinde canlandırmalarına yardımcı oluyor.

4.Zaman

Einstein’ın zamanın mutlak değil, nereye ve hangi hızla yolculuk edildiğine bağlı olduğunu öne sürmüştü. Bu bölümlerdeki dijital kuramlar, hareket eden saatlerin sabit bir gözlemciye durağan saatlerden daha yavaş ilerler gibi göründüğünü canlandırarak, zamanın göreliliğini ortaya koyuyor.

5.Enerji

Einstein’ın ünlü keşfi: E= mc^2 denklemi, güneş ve atom bombası dahil çeşitli fiziksel fenomenlerin enerji kaynağını açıklamaya yardımcı oluyor. Einstein’ın Özel Görelilik Kuramı üzerine kendi el yazısıyla yazdığı taslak, dehanın çığır açıcı düşüncelerinin gelişim sürecini ortaya koyuyor.

6.Yer çekimi

Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı, yer çekiminin bir çekim gücü olduğunu kavramını çökerterek, bu fenomenin aslında uzay-zamanda bir bükülme olduğunu gösterdi. Ziyaretçiler etkileşimli yer çekimi kurulumuyla kendi “uzay-zaman bükme güçlerini” sınıyor.

7.Savaş ve Barış

Einstein karmaşık bir politik kişiliğe sahipti ve ömrü boyunca barışı savunmuştu. Başkan Roosevelt’i, Nazlierin’in muhtemelen atom bombası geliştirmekte olduğuna dair uyararak Amerika’yı onlardan önce davranması için teşvik etmiş, ancak sonraları bundan pişman olmuştu.

8.Dünya Vatandaşı

Einstein; ayrımcılı, anti-semtizim, McCarthycilik aleyhinde konuşmak ve insan haklarını savunmak için ününden yararlanmıştı. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki çocuklardan aldığı, birkaçı sergilenen çok sayıdaki mektubu yanıtlamaya da hep özen göstermişti.

9.Einstein’ın Mirası

Einstein yaşamının son yıllarını, en küçük atom parçacığından en büyük galaksiye dek tüm fiziksel fenomenleri açaıklayacak tek bir ilke aramakla geçirmişti. Önde gelne çağdaş fizikçilerin Einstein’ın mirasını yorumlarken gösteren video kurulumu, dehanın ömrünü adadığı çalışmaların hala güncelliğini koruduğunu ortaya koyuyor.

not:Sergi Broşüründen alınmıştır.

Genel Değerlendirme:

Sergi hakkında bu bilgilerden sonra bir fizik bölümü öğrencisi olarak kendi izlenimlerimi de eklemek istiyorum. Bilime ve fiziğe ilgi duyan herkesin gidip görmesi gereken bir sergi niteliği taşımakta. Değişik bir alanda, etkileyici bir tasarımla yapılmış olan sergide özellikle, Einstein denilince akla gelen E=mc^2 formülü ve ortaya çıkan sonuçları herkesin anlayacağı türden bir düzenle ziyaretçilere sunulmuş. Zamandaki farklılıklar, yer çekiminin, kara deliklerin oluşumu ve etrafından geçen ışınların bükülerek yön değiştirmesi, atomun parçalanması ( nükleer santrallerin çıkış noktasıdır ) ve enerjinin açığa çıkması, Einstein ın hayatı yazılı ve görsel olarak kapsamlı şekilde hazırlanmış. Ancak başta fotoelektrik olay olmak üzere birkaç deney düzeneği ve bilginin de yer almasını umuyordum ama bazı noktalar es geçilmiş. Sergiyi gezerken Einstein ın hayatını ve kuramların nasıl ortaya çıktığını anlatan bir filmin büyük ekranda ziyaretçilere sunulması da oldukça iyi düşünülmüş. Sergi 2 Mart 2008 tarihine kadar gezilebilir. Başta orta okul, lise ve üniversitedeki öğrenciler olmak üzere herkese tavsiye ederim. Bunun gibi bilime yönelik sergiler ve fuarların artması dileğiyle…

Sergiden kendi çektiğim fotoğraflar:

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı MAKBULE SAVCI yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Einstein Sergisi İzlenimler başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Geren 10 Muhteşem Göl

Türkiye coğrafyası geçmişten günümüze kadar birçok medeniyetin ilgisini çekmiştir. Coğrafyamızın içinde bulunan doğal güzellikler, tüm insanlığın dikkatini cezbetmektedir. Ülkemizin kaynakları o kadar zengindir ki, attığınız her bir adım sizi yeni bir heyecan verici görüntüye sürüklemektedir. Ülkemizin birçok bölgesinde bulunan doğal ve yapay güzellikler turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Türkiye’nin dört bir tarafından bulunan harika göllerimiz ile ülkemizin güzelliği pekişmiştir. Huzuru ve rahatlığı yakalayabileceğiniz bu göllere beraber göz atalım.

Artvin Karagöl

Artvin muhteşem doğa manzarası ile meşhurdur. Yeşillikleri ve ormanları ile ünlü ilimizdeki Karagöl, görülmeye değer bir güzelliğe sahiptir. Göle Artvin’in muhteşem manzarası yansımaktadır. Renkler adeta birbiri ile dans etmektedir.

Karagöl’de binbir çeşit balık bulunmaktadır. Balıkların suda bıraktığı izler ile Karagöl’ün muhteşem manzarası adeta bir sanat eserini yansıtmaktadır. Fotoğraf tutkunlarının uğrak yeri olan Karagöl, gezilip görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Karagöl’ün çevresini sarmalayan dağlar, gölü eşsiz bir güzelliğe bürümüştür. Ayrıca bu göl, çevresindeki dağlara da ismini vermektedir. Karagöl, Artvin’in Şavşat ilçesine yarım saat uzaklıkta bir mesafede bulunmaktadır. Göle ulaşım kolay olarak sağlanabilmektedir.

Bolu Yedigöller

Sonbahar denilince görülmesi gereken yerlerden birisi de Yedigöller’dir. Yedigöller’in hikâyeleri anlatmakla bitmez. Her birinin ayrı ayrı hikâyeleri bulunmaktadır. Sonbaharla bağdaşmış olan Yedigöller, eşsiz güzelliği ile insanları büyülemektedir.

Sonbaharın kızıllığı ve sarılığını Yedigöller üzerinde görmek size büyük bir zevk verecektir. Kapankaya Seyir Terası’na giderek, çayınızı yudumlarken manzarayı doya doya seyredebilirsiniz. Yazın kavurucu sıcaklığından kurulmak istiyorsanız, Yedigöller sizi her zaman ağırlayacaktır.

Ankara – Konya Tuz Gölü

Tuz Gölü, yerli turistleri etkilediği kadar yabancı turistlerin de dikkatini çekmektedir. Yılın her mevsimi ziyaretçi akınına uğrayan Tuz Gölü, sizlere adeta kar üzerinde yürüyor hissini verecektir. Tuz üzerinde attığınız her adımda da içinizi titretecek olan sesler ile Tuz Gölü’nün muhteşem manzarasını doya doya yaşayabilirsiniz. Güneş’in batarken bizlere sunduğu kızıllığı seyretmenin en iyi yolu, Tuz Gölü üzerinde yürürken bu manzarayı izlemektir.

Tuz Gölü’nün beyazlığı ile güneşin kızıllığı bir araya gelince, ortaya muhteşem bir tablo çıkmaktadır. Birçok fotoğrafçı, en güzel karelerini Tuz Gölü üzerinde çekmiştir. Sizler de fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, hemen Tuz Gölü’nün yolunu tutmalısınız.

Burdur Salda Gölü

Türkiye’nin şüphesiz en temiz ve derin gölü, Salda Gölü’dür. Göl, Toros dağlarının içinde kendine yer bulmuştur. Yeşilova ilçesine bağlı olan Salda Gölü, aynı zamanda krater bir göl özelliği taşımaktadır. Göl karşımıza ayna gibi çıkmaktadır. Saf bir temizliği bulunan Salda Gölü, yılın her mevsimi ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Bolu Abant Gölü

Doğayla iç içe bir göl olan Aban Gölü’nün çevresi, Çam ve Kayın ağaçları ile kaplıdır. Yılın her mevsimin de insanlar Abant Gölü’ne adeta akın etmektedir. Doğal güzelliği size saflığı yansıtan Abant Gölü, İlkbaharın gelmesiyle kendini nilüferlerle kaplamaktadır. İlkbahar’da Abant Gölü’nü ziyaret ederseniz, Çam ve Kayın ağaçlarıyla bezenmiş gölün üzerinde muhteşem kokulu nilüfer çiçekleri ile karşılaşırsınız.

Son zamanlarda Abant Gölü’nün çevresinde bir takım yol genişletme çalışmaları yapılmaktadır. Yapılan çalışmalar gölün doğal güzelliğine gölge düşürse de, yapılan çalışmalar bittikten sonra Abant Gölü eski güzelliğine kavuşacaktır.

Isparta Eğirdir Gölü

Eğirdir Gölü, halk arasında ‘Yedi Renkli Göl’ olarak anılmaktadır. Bunun nedeni ise, Güneş ışıklarının zaman zaman göl üzerinde oluşturduğu farklı yansımalardan gelmektedir. Güneş belirli zaman aralıkların da Eğirdir Gölü’nün üzerinde, muhteşem renklerdeki yansımaları bırakmaktadır. Eğirdir Gölü, Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su gölüdür. Eğirdir Gölü aynı zamanda, kentin su ihtiyacını da karşılamaktadır. Göl, Isparta halkının göz zevkine hitap ettiği kadar yaşamsal kaynaklarını da karşılamaktadır. Bu nedenle Isparta için Eğirdir, adeta bir yaşam kaynağıdır.

Ardahan Çıldır Gölü

Bu göl, Ardahan ve Kars sınırları içinde yer almaktadır. Ardahan Çıldır Gölü’nün en önemli özelliği ise, Doğu Anadolu’nun en büyük 2. gölü olmasıdır. Ayrıca suyu da çok tatlıdır. Bu gölün etrafında bitki örtüsünün gelişmiş olduğunu söyleyemeyiz ama, gölün çevresindeki otlaklarda hayvancılık epey yapılmaktadır. Bu gölün suyunun tatlı olmasından dolayı, birçok balık çeşidi mevcuttur. Bu yüzden Ardahan’ da balıkçılık önemli bir yer tutmaktadır.

Halkın büyük bir çoğunluğu balıkçılık ile uğraşmaktadır. Balıkçılık, Ardahan’da önemli bir ekonomik gelir oluşturmaktadır. Ancak bu balık stokları bazen azalmaktadır. Bunun nedeni ise, halkın bilinçsizce ve kurallara uymayarak avlanmalarından kaynaklanmaktadır. Gölün çevresi ve sert bölge burada tarıma pek de olanak vermemiştir.

Çıldır gölü için bazı olumsuz tehlikeler de vardır. Bu tehlikelerin ise, erozyon ve yüksek besin girdisi, yanlış avlanma tekniklerinden kaynaklanmaktadır. Gölün aşırı kirli olduğunu söylemek yanlış olur ama yine de artarak devam eden evsel bir kirlilik bulunmaktadır.

Konya Meke Krater Gölü

Bu göl adını, civarda yaşayan kuşlardan almıştır. Meke Krater Gölü, sönmüş bir volkanın tekrardan suyla kaplanmasıyla oluşmuştur. Bu gölün ortasında adacıklar yer almaktadır. Bu gölde dikkat çeken bir diğer özellikse, gölün en şiddetli yağmurları bile emecek volkanik kütlesinin bulunmasıdır.

Meke Krater Gölü yıllardır aynı şekilde, bozulmadan durmaktadır. Bunun nedeni ise, daha önceden de bahsetmiş olduğumuz gibi gölün volkanik kütlesinin var olmasıdır. Ama gün geçtikçe Konya Havzası’ndaki suların bilinçsiz tüketilmesi ise, gölün suyunun kurumasına sebep olmuştur. İsmini bölgedeki kuşlardan alan bu göl gerçekten bir doğa harikasıdır.

Van Gölü

Van Gölü, volkanik set gölüdür. Bu göl, Nemrut Volkanik Dağı’nın patlamasıyla oluşmuştur. Volkanik dağın patlaması ise, bu bölgedeki tektonik çöküntü alanının önünün kapanmasına sebebiyet vermiştir.

Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölü olmasıyla bilinmektedir. Ayrıca, bu göl üzerinde dört ada yer almaktadır. Van Gölü’nün suyu tuzlu ve sodalıdır. Ayrıca bu göl sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın da en büyük sodalı gölüdür. Ancak suyunun tuzlu ve sodalı olması, bu gölün çevresindeki çeşitliliği azalmaktadır.

Van gölü hakkında bir efsane de vardır. Van Gölü’nde bir canavarın olduğu kulaktan kulağa yayılmıştır. Ancak bu söylentilerin bölgeye ve Van Gölü’ne turist çekmek amacıyla olduğu düşünülmektedir. Van gölü canavarını gören insanların da olduğunu söyleyebiliriz.

Bitlis Nemrut Krater Gölü

Nemrut Krater Gölü adını, Nemrut isminde bir Babil hükümdarından almıştır. Bu göl, Nemrut Dağı’nın patlamasıyla meydana gelmiştir. Nemrut Krater Gölü adında da anlaşılacağı gibi oldukça büyük bir krater gölüdür. Bu gölün en önemli özelliği ise, Türkiye’nin en büyük krater gölü olarak bilinmesidir. Ayrıca Dünya’nın da ikinci en büyük krater gölü unvanına sahiptir. Gölün kraterinin içinde beş göl yer almaktadır.

Bir diğer önemli özelliği ise, gölün birinci derece sit alanı unvanı almış olmasıdır. Bu gölün dışarıya herhangi bir akıntısı bulunmamaktadır. Nemrut Krater Gölü’nün içindeki Ilıca Gölü’nün suyu sıcaktır ve kış aylarında bile bu su donmamaktadır. Hem sıcak hem de soğuk sular ile dolan bu göl gerçekten doğa harikasıdır. Bu doğa harikasını görmeye gelen birçok turistin ilgisini çekmek ve turizmi geliştirmek için, gölün çevresine sosyal tesisler, kayak pistleri gibi aktivite yerleri de yapılmıştır.

Yazar: Ensar Türkoğlu

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı ONUR KİRİŞCİ yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Geren 10 Muhteşem Göl başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



16F877 Led Toggle Uygulaması

Daha önceki konularımız anlaması daha kolay, port sayısı daha az olan 16F84A modeliydi. Bugün 16F877 modeline geçeceğiz. 16F877 modeli, birçok yönden 16F84A modelinden üstün bir pic tir. Öncelikle 16F877’ten bahsedersek, A,B,C,d ve E olmak üzere 5 tane port vardır ve toplam 40 ayağı bulunur. CCS’te 16F877’yi programlarken,16F84’te tanımlamadığımız birkaç farklı kod olacaktır.

HEX ve Binary sayı sistemlerinden haberdar olmak önemlli ve gereklidir. Hex sayı sistemi, 16’lık tabanda yazılan sayı sistemidir. Binary ise, ‘lik tabanda. Örneğin 0b0001 bir binary sayıdır. 0b kısmı bu sayının binary olduğunu göstermek içindir. Aynı şekilde 0x00 da bir hex sayısıdır. Burada da 0x kısmı bu sayının hexa desimal bir sayı olduğunu göstermek içindir.

16F877 için hazırlamış olduğumuz kodlara bakacak olursak;

#include “C:\Program Files\PICC\Examples\bilg.-3.h”
#fuses xt,nowdt,noprotect,nobrownout,nolvp,noput,nowrt,nodebug,nocpd
#use delay(clock=4000000)
#use fast_io(b)

void main()
{

setup_adc_ports(NO_ANALOGS);
setup_adc(ADC_OFF);
setup_psp(PSP_DISABLED);
setup_spi(SPI_SS_DISABLED);
setup_timer_0(RTCC_INTERNAL|RTCC_DIV_1);
setup_timer_1(T1_DISABLED);
setup_timer_2(T2_DISABLED,0,1);

// TODO: USER CODE!!

setup_CCP1(CCP_OFF); //CCP1 devre dışı bırakılır
setup_CCP2(CCP_OFF); //CCP2 devre dışı bırakılır

set_tris_b(0x00); //RB portu tamamı çıkış

output_b(0x00); // B portu çıkış olarak ayarlanır.

basla:

delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b0); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b1); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b2); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b3); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b4); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b5); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b6); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme
output_toggle(pin_b7); //RB0 ucunun çıkış durumu tersleniyor
delay_ms(400); //400ms gecikme

goto basla;
}

Aynı programı farklı kodlarla ve farklı şekillerde yapmak isterseniz;

Sırayla binary sayı sayan bir kod;

#include “C:\Program Files\PICC\Examples\bilg.-3.h”
#fuses xt,nowdt,noprotect,nobrownout,nolvp,noput,nowrt,nodebug,nocpd
#use delay(clock=4000000)
#use fast_io(b)
int16 x;// x isminde bir sayı

void main()
{

setup_adc_ports(NO_ANALOGS);
setup_adc(ADC_OFF);
setup_psp(PSP_DISABLED);
setup_spi(SPI_SS_DISABLED);
setup_timer_0(RTCC_INTERNAL|RTCC_DIV_1);
setup_timer_1(T1_DISABLED);
setup_timer_2(T2_DISABLED,0,1);

// TODO: USER CODE!!
setup_CCP1(CCP_OFF); //CCP1 devre dışı
setup_CCP2(CCP_OFF); //CCP2 devre dışı

set_tris_b(0x00); //RB portu tümüyle çıkış

output_b(0x00); // B portu çıkış

basla:

x=0;
a:
if (x<0b1111111)
{
x++;
output_b(x);
delay_ms(100);
goto a;
}

goto basla;
}

Bir başka; sırayla yukardan aşağı doğru sönen bir kod;

#include “C:\Program Files\PICC\Examples\bilg.-3.h”
#fuses xt,nowdt,noprotect,nobrownout,nolvp,noput,nowrt,nodebug,nocpd
#use delay(clock=4000000)
#use fast_io(b)
int16 x;// x isminde bir sayı
int a;
void main()
{

setup_adc_ports(NO_ANALOGS);
setup_adc(ADC_OFF);
setup_psp(PSP_DISABLED);
setup_spi(SPI_SS_DISABLED);
setup_timer_0(RTCC_INTERNAL|RTCC_DIV_1);
setup_timer_1(T1_DISABLED);
setup_timer_2(T2_DISABLED,0,1);

// TODO: USER CODE!!
setup_CCP1(CCP_OFF); //CCP1 devre dışı
setup_CCP2(CCP_OFF); //CCP2 devre dışı

set_tris_b(0x00); //RB portu tümüyle çıkış

output_b(0x00); // B portu çıkış

basla:
a=0b11111111;
x=0;
for(x=0;x<8;x++ )
{
output_b(a);
delay_ms(100);
a=a<<1;
}

goto basla;
}

Görüldüğü üzere, komutlarda oynanarak, aynı devre üzerinde farklı oluşumlar hazırlamak mümkündür. Ben hazırladığım bütün devreleri similatör üzerinde test ettim ve sorunsuz çalışıyor, aynı şekilde sizlerde kodları deneyebilirsiniz.

Başarılar…

Yazar: Ahmet Serdar Güldibi

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı SAFFET GÜDER yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, 16F877 Led Toggle Uygulaması başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Boxer Ayaklanması (1900)

Çinlilerin Avrupalı sömürgecileri ülke sınırlarından atmak amacıyla başlattığı harekettir. Avrupa’ nın elindeki ticaretin hızla gelişmesi Çin ‘de büyük tedirginliğe yol açmıştır. Ayrıca Avrupalılar ‘ın 1897 ‘de Almanya ‘nın Kiyaşovu; 1898 ‘de Rusya’ nın Port Arthuru ve İngiltere ‘nin Weihai-weiyi işgal etmesi, Kuzey Çin ‘de büyük öfkeye ve kargaşaya neden olmuştur. 1900 yılında başlayan ayaklanmanın amacı, Çinde faaliyet gösteren bütün yabancıları ülkeden çıkartmaktır; ayrıca “Boxer” ayaklanması devlet tarafından da desteklenmiştir. 1900 yılında tarihe Boxer ayaklanması olarak kazınan bu ayaklanma, Çindeki bütün yabancıları Ülkeden atamayı amaçlayan köylü ayaklanmasıdır.

Elçiler, Elçilik görevlileri aileler ve yüzlerce Hristiyan Elçilik binalarında ve Kiliselerde, mabetlerde mahsur kaldılar, çıkamadılar çıktıkları zaman ölüm korkusuyla karşı karşıya kaldılar. Bu yüzden çıkmaya cesaret edemediler.19 Haziran da Alman elçisi öldürüldü, elçilik binası kuşatıldı. Bu olay sonrası artık ayaklanmaya bir dur denilmesi gerektiği fikri Avrupalı devletler arasında hızla yayılmaya başlandı. Kendi ülke vatandaşlarını ve iş yerlerinde çalışan işçilerini korumaları gerektiğinin farkına vardılar. Hristiyanlık kurumlarına, misyonerlere ve yabancı denetiminde çalışan işçilere yönelik şiddetli saldırılar başladı ve Avrupalı sömürgeci devletler vatandaşlarını korumak için çeşitli tedbirler almak zorunda kaldılar. Almanlar Çine kuvvet göndererek öldürülen elçilerinin intikamını almak için sert ve anlamsız girişimlerde bulundular. Ayaklanma 7 Eylül 1901’ de sona ermiştir.

Avrupalı sömürgeci devletler, Boxer isyanını bastırabilmek için çok sert yöntemlere başvurmuşlardır. Bu durum karşısında Çinli gençler arasında Milliyetçilik düşüncesi gelişmeye ve güçlenmeye başlamıştır. Sun Yatsen, milliyetçi çinliler’in başına geçti. Ayaklanma ve ayaklanmanın bastırılması sırasında binlerce asi, yabancı ve sıradan Çinli hayatını kaybetmiştir. Ayaklanma ve ayaklanmanın bastırılması sırasında binlerce asi, yabancı ve sıradan Çinli hayatını kaybetmiştir. Çin’ in Batıya karşı silahlı mücadelesi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Nedenleri ise; bilinçsiz dağınık bir direnme ve bağnazca saldırı Avrupa karşısında tutunamadı.

Yazar: Hamza Hatipoğlu

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı BOĞAÇHAN KAVAK yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Boxer Ayaklanması (1900) başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Google Spreadsheets

Google’ın Microsoft Excel programına benzeyen hizmeti “Spreadsheets” ‘te artık grafik özelliği de mevcut.

Programda, Excel de yapabildiklerinizin büyük bir bölümünü kolay ve basitçe yapabiliyorsunuz. Yaptığınız çalışmalara istediğinzi verilerin grafiklerini de artık ekleyebileceksiniz. Grafik şekilleri olarak çubuk, çizgi, pasta gibi alternatifler mevcut. Seçtiğiniz grafiğin özelliklerini de kolayca ayarladıktan sonra işlem tamamdır. Grafiği belge içinde istediğiniz yere yerleştirebilirsiniz..

Google Spreadsheets internet üzerinde çalışması da artı özelliklerden. Herhangi bir internet cafe den kolayca işlerinizi halledebilirsiniz. Dosyalarınız mail kutunuzda yada hesabınıza ait belgeler bölümünde tutulmakta.

Google Spreadsheets denemek için
http://spreadsheets.google.com adresini ziyaret ediniz.

Grafik özelliği ile ilgili birkaç resim yazının devamında…

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı UZAY ÇARPAN yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Google Spreadsheets başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



Seagate hayat kurtarıyor

Seagate isimli firma Replica isimli çok akıllı yeni taşınabilir harici hard disk ürününü piyasaya sürdü.

Replica isimli ürün bilgisayarınızda ki değişimleri otomatik olarak takip ediyor işletim sistemi, dosyalarınız, ayarlarınız dahil aklınıza gelicek tüm verileri üzerine yazma mantığı ile yedekliyor. Replica’nın kullandığı üzerine yazma sistemi sayesinde yanlızca güncellenen dosya ve ayarlar yeniden yedekleniyor her değişik için yeniden yedek alınmıyor bu sayede hem alandan tasarruf sağlanıyor hemde eskiden silinmiş bir dosyasına ihtiyacınız olduğunda Replica içerisinden kolayca dosyanızı bulabiliyorsunuz, teknolojinin tek dez ajantajı ise şimdilik Replica’nın hangi verileri yedeklemesini istediğinizi seçememeniz. İşletim sistemi ile ilgili bir felaketle karşılaştığınızda bilgisayarınızı olduğu gibi geri yükleyebilmeniz için Replica ile birlikte bir Recovery CD veriliyor, bu teknoloji harikasının fiyatı ise 250 GB’lık disk için 130, 500 GB’lık disk için 200 dolar.

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı BATUHAN İMRE yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, Seagate hayat kurtarıyor başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.



SMF Paketlerin Manuel Kurulumu

Merhabalar.
SMF Sistemi kullanıcılarının işlerini kolaylaştırmak için "Paket Yönetimi" şeklinde adlandırılan bir sistemi geliştirmiştir.
Sistemin işleyişi gayet basittir. SMF Resmi Web Sitesi'nden paketi indirir,forumdaki admin panelinizden bir dakikadan daha kısa bir sürede paketi yüklersiniz. Paketin içindeki .xml dosyası ftp bilgileriniz ışığında forum dosyalarınızda gereken değişiklikleri yapar. Böylece uzun uzadıya kodlarla uğraşmanıza gerek kalmaz.
Ancak paketlerin yüklenebilmesi için forum dosyalarınıza yazılabilirlik vermeniz gerekmektedir. Bu da sisteminizde açıklara sebep olabileceğinden yapacağınız kurulumları manüel yapmanız en iyisidir. Peki her paketin manüel kurulumu internette var mıdır? Ne yazık ki yok. İşte bu yazımızda paketlerdeki dosyaları çözümleyerek onları nasıl manüel kuracağımızı öğreneceğiz.
İlk önce paketimizi indirelim. Paketleri indirirken SMF Resmi Web Sitesi'ni kullanmaya özen gösterin. Aksi taktirde daha büyük problemler kapınızı çalabilir. Anlatımın kolaylığı açısından Pagerank Modifikasyonunu seçtim. İlk önce .zip şeklinde indirdiğimiz paketimizi zipten çıkarıyoruz. Bu pakette üç adet dosya yer alıyor, kuracağınız paketlere göre bu değişebilir.

Bizim üzerinde çalışacağımız dosya install.xml dosyası. Dosyamızı bir editör ile açıyoruz.
Dosyamız bu şekilde.

Şimdi kodlarımıza bir göz atıyoruz.
<file name="$themedir/index.template.php">
<operation>
<search position="after"><![CDATA[        <table cellspacing="0" cellpadding="3" border="0" align="center" width="100%">]]></search>
<add><![CDATA[';

// Show Pagerank
echo '
<span valign="middle" align="center" style="white-space: nowrap;">
<a href="http://pr.blogflux.com/"><img src="http://pr.blogflux.com/prx.php?s=http://'.$_SERVER['SERVER_NAME']. '" alt="'.$txt['pagerank_alt'].'" width="80" height="15" border="0"></a><br /></span>]]></add>
</operation>
</file>
Buradaki kodumuz bize şunu belirtiyor."Temanın index.template.php dosyasını aç,bu kodu bul ardından aşağıdaki kodu altına ekle…
Manüel kurulumun püf noktası şu kodlar;
<search position="after">
<search position="before">
İlk kodumuz,altta verilen kodun ilk verilenden sonra ekleneceği…
İkinci kodumuz ise altta verilen kodun ilk verilenden önce ekleneceği…

Anlatım biraz karışık oldu ancak resim ile daha iyi anlaşılabilir.

Bu şekilde paketlerinizi manüel kurabilirsiniz.
Kolay gelsin…

    





Merhabalar 19 Mayıs 2016 tarihli bu bilgi verici yazımızı SEREN ŞEVKETFEROĞLU yazarımız Bilgi Ustamız sitemizde, SMF Paketlerin Manuel Kurulumu başlıklı konu hakkında bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştı kendisine teşekkür ederiz.